7 Mart 2015 Cumartesi

YAŞAR KEMAL



Bu fotoğrafı Türk Yahudi Cemiyeti face koymuş ve altına : "nurlarda yat" yazmışlar.
Yaşar Kemal  Adana’nın  Osmaniye ilçesinin bir köyünde doğmuştur.  Kürt  kökenli Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı  Türk edebiyatının en önde gelen yazarlarından biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, ile tanınmıştır.   İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlanmış ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır.  
Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. Yani köklerinden beslenmiştir.   Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır.
92 yaşındaki Yaşar Kemal, sevenleri, okurlarıyla çok büyük bir kalabalıkla İstanbul Teşvikiye Camiinde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu’da toprağa verildi.
Yaşar Kemal’in ölümüyle birlikte kültürümüzdeki  Kemalleri  hatırladım;
Namık Kemal- Vatan Yahut Silistre ile hala hafızalardadır.
Yahya Kemal- Süleymaniye’de Bayram Sabahı ile,
Mustafa Kemal- Türkiye Cumhuriyeti  ile ilelebet yaşayacaktır.
Yaşar Kemal- İnce Memed  ile  daima  anılmaktadır.
Mevlana der ki; “benim mezarımı yerde aramayın, benim mezarım sevenlerin gönlündedir”

28 Şubat 2015 Cumartesi

“SNOWWOMEN” GÖRDÜNÜZ MÜ?


Bizim jenerasyonun önemli ismi Adamo’nun,  1960’larda popüler olan  ; “Tombe la Neige-Heryerde Kar Var “sözleriyle Türkçeye çevrilen şarkısını tam söyleme zamanıydı..

“Her yerde kar var, kalbim senin bu gece..”

Mevsimlerin insan ruhu üzerinde çok büyük etkisi olduğu kuşkusuz. Tabiatı bembeyaz duvak gibi örten karlar  altında tüm insanlar adeta çocuklaştı. Bahçemizdeki  bazı ağaçlar kar ağırlığını taşıyamadıkları için yıkıldılar.

                İstanbul birkaç gün kara teslim oldu. Evinde oturanlar için, Uludağa’dan, Courchevel’den farksız muhteşem güzellikler içinde herkes  mevsimin tadını çıkardı. Barbaros Bulvarında kayak yapanlar, her evin önünde kardan adamlar…insanlar sanat ve yaşam enerjilerini tazeledi. Fakat kardan kadın’ı ilk defa gördüm. Manken komşumuz genç bayan müthiş güzel bir ‘snowwomen’ yapmıştı. Sanat ruhu !

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir”

 İstanbul’un görmeyeceği kadar bol yeşillikler içindeki sitemizden 30 cm. bulan kar manzaraları..






27 Şubat 2015 Cuma

ORTAK KÜLTÜR

                Her yeni yıl yeni bir  coşku, yeni bir  heyecan olduğu kadar, sonbahar yaprakları gibi birer birer savrulan yıllar  ömrümüzden çalıyor…Küçükler büyüyor, büyükler eksiliyor…

                Yılbaşı kutlamak yasak diyerek dünyayı ikiye bölenler, mutluluğu paylaşmasını bilmeyenler. Yeni yıl tüm dünyanın ortak bir takvim hesabı. Tüm insanların ortak heyecanı, çünkü birlikte bereket var, enerji var, huzur var, yaşam sevinci var!…Neden tüm ritüeller hep topluca yapılıyor. Bence yılbaşı dünyanın ortak bayramı, ortak kültürüdür!

                Mesele; Düşünmek, idrak etmek, anlamak, görmek, yorumlamaktır.

“Düşünmek bin yıllık ibadetten hayırlıdır, alimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır” diyen son dinin temsilcileri olarak bilgiyi çoğaltmak evrensel bakış açısına ulaşmak gerekiyor.

                Yedi yıldır her yılbaşı Londra’da  sevdiklerimle birlikte olmak, iki bin yıllık şehrin insan ruhuna uygun dokusuna çok yakışan süslemeleriyle yaşam enerjisi buluyorsunuz. Güzellikler güzel ruh Allah'ın istediği şeyler. Güzel hisseden güzel düşünür. Çünkü büyük akıllar; Allah'ın yeryüzündeki işaretleridir.

                Dünyanın evlilikler ve çağın nimetleriyle birbirine bu kadar yakınlaştığı, din-dil-ırk gözetmeden birleştiği son yıllarda ortak kültür doğmak zorunda. Bunların başında evrensel olarak Yılbaşı- Zekat Kültürü- Doğum günü-23 Nisan Çocuk Bayramını çok çok önemsiyorum. Çağın bu birliğe doğru yol aldığını  görüyorum.

                Kültürlerin yaşayabilmesi için o kültürü cazip hale getirmek, her çağa uygun ruh katmak gelişmişlik göstergesidir. Her millet gelenekleriyle kültürüyle var olmaktadır. Çağa ayak uyduramayan kültürler yok olmaya mahkumdur.


4 Şubat 2015 Çarşamba

JOAN MIRO

23 Eylül-29 Şubat Sabancı SSMüzesinde sergilenen John Miro sergisini geziyoruz.
Sakıp Sabancı Müzesi, senelerdir üstlendiği, sanatseverleri sanat tarihine damga vurmuş isimlerle buluşturma misyonunu boğaz kıyısındaki muhteşem Atlı Köşkte devam ettiriyor.
Boğazı seyretmeye en uygun mekan SSMüzesidir. 


Dünyaca ünlü İspanyol Katalan sanatçı John Miro İspanyol İç Savaşı ve İkinci Dünya Savaşından etkilenmiş.  Sergide yağlıboya, akrilik, taşbaskı olmak üzere 125 eser yer alıyor.Kimi eserler ve sanatçıya ait kişisel eşyalar ise dünyada ilk defa Türkiye'de Sakıp Sabancı Müzesinde sergileniyor.

26 Aralık 2014 Cuma

SİNEMANIN 100. YILI















İstanbul Collection Clup olarak her ay Taksim Hill Otel'de yemekte buluşuyoruz. Bu yemeğin teması Sinemanın 100. yılıydı. Değerli beyefendi sanatçılarımız Ediz Hun ve İzzet Günay anılarıyla bizlere neşeli dakikalar yaşattılar. Yapımcı Aram Gülyüz Sinemanın gelişimini anılarıyla anlattı.

24 Kasım 2014 Pazartesi

24 KASIM

24 kasım Öğretmenler günü nedeniyle üreten öğretmen arkadaşlara Valilik ödül vererek onurlandırdı. Bu arada bana da basına hizmetlerimden dolayı ödüle layık görmüşler sağ olsunlar. Erkan Turan ile benim ödülüm  mahalli sanatçı Cemil Kaya konserinde, TV programında, Sayın Valimiz Yavuz Selim Köşger tarafından  takdim edildi.  Konuşma yaptığım sırada kalbim sıkıştı zorla cümlelerimi söyleyebildim ve müthiş alkış aldık. Bu alkışlar bana değil aslında büyük Atatürk içindi. Şöyle konuştum:
"Çağın dili sanat, öğretmeni sanatçı sizler önemlisiniz" Cemil Kaya , sanatçı arkadaşıyla birlikte elimi öptüler.
Sonra; "Hz. Ali bir harf öğretenin kulu kölesi olurum diyor doğru ama bir ülkeye, hem de Sinop'ta ilk alfabeyi öğreten dünyada -Başöğretmen -lakaplı tek lider Atatürk için alkış istiyorum. O olmasaydı ben bugün burada olmayacaktım . Alkışlardan ve heyecandan kalbim duracak gibiydi. Devam ederek Atatürk'ün şiirini okudum:
"Hakikat Nerde?
Türk bir milletin adı değildir,
Türk, bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar, Ey yığın yığın insan gafletleri...
Yırtılsın gözlerdeki perde,
Hakikat Nerde?
Henüz bu toplumun kalbinden Atatürk'ün silinmediğini gördüm...



4 Ağustos 2014 Pazartesi

WIMBLEDON-TENİS TURNUVALARI 2014


Her yıl  Wimbledon Tenis Turnuvalarının yapıldığı parklara yürüyorum. Dünyanın en prestijli yarışmaları ve zengin sporu. Pekçok İngiliz buralara gelemiyor. Biletler önceden alınıyor ve çok pahallı. Fakat medeni ülkede herkese imkan tanınıyor. Küçük kortları izleme şansınız oluyor.
Hava o kadar güzeldi ki, evden çıktım, temiz, yemyeşil, düzenli sokakları büyük bir zevkle yürüdüm on dakika sonra kortlara geldim. Türkiye'ye dönmeden bir kez daha  bu muhteşem atmosferi solumak istedim. Biletimi aldım, içeri girdim, küçük kortlardaki yarışmaları izledim, kafelere takıldım, alışveriş mekanlarını dolaştım. Son olarak başımı Central Court'a çevirdim, TV'de gördüğümüz o muhteşem balkona baktım ne hoş hayat diye içimden geçirdim. Acaba buradan seyretmek nasıl olur diye aklımdan geçti. Tam kapıya geldim çıkıyorum, şapkalı çok zarif bir hanım elime 2 bilet uzattı ve hızla çıkıp gitti. Belliki işi çıktı sonuna kadar izleyemedi. Gözlerime inanamadım hemen yetkiliye sordum. Central Court bileti izleyebilirsiniz ünlü Rus tenisçi oynuyor demez mi? Sanki talih kuşu avcumun içine konmuştu. Nasıl bir mutlulukla sıraya girdim  ve oyunu izledim anlatamam..Bazen mucizeler olabiliyor hayatta. Hiç ümidinizi yitirmemek lazım.